Tarih :08.01.2017
Kişisel-Sosyal Rehberlik

Kişisel-Sosyal Rehberlik Kişisel-Sosyal rehberlik, öğrencinin kendini tanıması, anlaması, güçlü ve zayıf yönleriyle kendini kabul etmesi ve geliştirmesi; kendine güvenen, kişiler arası ilişkilerde becerikli; kişisel ve sosyal yönden dengeli ve uyumlu bir birey olarak yetişmesine yönelik hizmetleri kapsar. Kişisel rehberlik, eğitsel ve mesleki rehberlik dışında kalan rehberlik hizmetleridir. Kişisel rehberlik, bireyin kendisiyle ilgili, her türlü kişisel problemlerinin çözümüne yönelik yapılan yardım hizmetlerini kapsar. 1 Kişisel-Sosyal Rehberliğin Amacı: Kişisel-Sosyal gelişim alanında bireyin temel amacı; “yaşamayı öğrenmesi” yani kişisel ve sosyal uyumunu sağlaması için sunulan hizmettir. Eğitim süreci içinde kişisel-sosyal rehberliğin temel amacı daha ayrıntılı olarak şöyle ifade edilebilir; bireyin, kendini psiko-sosyal bir varlık olarak anlaması ve kabul etmesine, fiziki ve sosyal çevresini gerçek boyutlarıyla tanıyarak kendi yetenek ve potansiyelini bu koşullar içinde en iyi şekilde kullanabilmesine yardım etmektir. 2. Kişisel Rehberlik Kapsamında Yapılan Etkinlikler Özgüven ve özsaygı geliştirme Sosyal beceriler kazandırma ve geliştirme Cinsel roller öğrenme ve karşı cinsle yaşanılan problemlerin çözümüne yardımcı olma Ailevi problemlerin çözümüne yardımcı olma Davranış bozuklukları ile ilgilenme Olumsuz duyguları (kaygı, stres, korku) ile baş edebilmesine yardımcı olma Sağlık/ekonomik sorunları gidermede yardımcı olma Atılganlık becerileri geliştirme İletişim ve günlük yaşam becerileri geliştirme Problem çözme ve karar verme becerileri geliştirme Öfke, kaygı, çatışmayla baş etme becerileri geliştirme Zaman yönetimi becerilerini geliştirme Sorumluluk, görev bilinci ve otokontrolü geliştirme İlgi ve yeteneklerini fark etme Olumlu kimlik gelişimi geliştirme Bağımlı ve bağımsızlık ile ilgili sorunlarla baş etmede yardımcı olma 3. Kişisel-Sosyal Rehberlik ve Duygusal Zekâ Son dönemlerdeki çalışmalar, insanın duygularının düşünsel faaliyetlerinden ayrı olmadığını ve insanın yaşamını devam ettirebilmesi ve başarılı olması açısından büyük öneme sahip olduğu anlaşılmıştır. Mayer ve Salovey, 1990 yılında duygusal yeteneklerin de zihinsel bir yetenek olduğunu ifade ederek ilk kez duygusal zekâ terimini ortaya atmışlardır. Çalışmalarında duygusal zekâyı sosyal zekânın bir türü olarak kabul etmişlerdir. Mayer ve Salovey, duygusal zekâyı “kendisinin ve başkalarının hislerini gözleyip düzenleyebilmek; hisleri, düşünce ve eyleme kılavuzluk edecek şekilde kullanabilmek” olarak tanımlamışlardır. Duygusal zekası yüksek olan bireyler, duygu ve düşüncelerinin, zayıf ve güçlü yönlerinin farkında olan, anlık başarı ve hazlardan uzak duran, kendi hedeflerini kendileri belirleyen ve hedeflerine kilitlenen, empati kuran, başarısızlık durumlarında bile umut ve iyimserliklerini koruyan bireylerdir. 4. Hümanistik (İnsancıl) Eğitim ve Kişisel Rehberlik Varoluşçu felsefeye dayanan hümanist (insancıl) anlayışa göre eğitim; “bireyin doğuştan getirdiği gizilgüçleri keşfetmesi, ortaya koyması ve geliştirmesi sürecidir.” Bu tanıma göre; eğitimden beklenen amaç da; bireyin kendini gerçekleştirmesine yardımdır. Hümanist yaklaşımın önemli temsilcileri ise Maslow ve Rogers’dır. 4.1. Maslow ve ihtiyaçlar hiyerarşisi: Maslow her insanın değerli, kendine özgü, duyarlı ve iyiye yönelik bir özbene sahip olduğunu savunur. Olanaklar sağlandığında, her insanın doğuştan getirdiği gizil güçlerinin farkına varacağını ve eninde sonunda kendini gerçekleştireceğini savunur. Maslow, insan güdülerinin evrensel bir hiyerarşisinin bulunduğunu savunur. Bu ihtiyaçlar hiyerarşisine göre, en alt basamaktaki ihtiyaç kısmen de olsa, giderildikten sonra bir üst basamaktaki ihtiyaç ortaya çıkar. Kendini gerçekleştirme güdüsü, diğer ihtiyaçlar giderilmişse ortaya çıkar. Maslow bu görüşleriyle rehberliğin nihai amacı olan “kendini gerçekleştirme” yi oluşturmuştur. 4.2. Karl Rogers ve hümanist eğitim: Hümanist yaklaşımda Rogers’ın görüşleri daha çok yaygınlık kazanmıştır. Rogers’ın görüşlerinin temelini benlik kavramı oluşturur. Benlik, bireyin kendisini, farklılıklarını algılaması ve değerlerini hissetmesi sürecidir. Kişinin kendisini değerlendirme sürecidir. Rogers’ın Teröpatik öğrenme kuramı: İnsan gelişme ve kendini gerçekleştirme gizil gücüne sahiptir. Bireyler çevrenin isteklerine ve beklentilerine göre değil, kendilerini gerçekleştirme eğilimlerine göre eğitim almalıdır. Yani her birey ilgi, yeteneklerine göre ve özgür bir ortamda eğitim almalıdır. Eğitimde “öğrenmeyi öğretmek” temel alınmalıdır. Her insanın doğuştan getirdiği bir özbeni vardır. Bu özben iyiye yönelik ve güzeldir. Her insanın amacı mutlu olmaktır. Mutlu olan insan topluma faydalı olur. Bireyin mutlu olması, dünyayı kendi algılayış biçimine göre (fenomenal alan), ilgi ve becerilerine göre yetiştirilmesine bağlıdır. Bireyi yalnızca dıştan değil içten de anlamak gerekir. Böylece bireyin iç dünyasını çözümlemeyi de ön planda tutmaktadır (Fenomenoloji). Benlik Gelişimi ve Eğitim İlişkisi: Kişinin olumlu benlik bilinci geliştirebilmesi için koşulsuz sevgi/kabul temel şarttır. Koşulsuz sevgi, birey ne yaparsa yapsın, onun sevgiye ve saygıya layık olduğunu kabul eden anlayıştır. Anne-babalar ve öğretmenler çocukları anlamalı, onları kendi öznel yaşantıları içinde ve kendi dünyalarında bir bütün olarak değerlendirmelidir. Anne-babalar ve öğretmenler çocukları yargılamamalı, cezalandırmamalıdır ve çocuklarına “empatik” bir tavırla yaklaşmalıdırlar. Koşulsuz sevgiyle büyüyen kişilerin benlik anlayışları güçlü ve olumlu olur. Rogers’e göre sağlıklı bir öğrenme ortamı demek; koşulsuz saygı, empatik anlayış, güven, saydamlık (içtenlik ve dürüstlük), ödüllendirme ve demokratik bir sınıf ortamı demektir. 4.3. Hümanist eğitimin ilkeleri İnsanın tek ve temel güdüsü “kendini gerçekleştirme” ihtiyacından kaynaklanır. Her birey doğuştan kendini gerçekleştirme (geliştirme) gizil gücüyle doğar. Eğitim, öğrenci (birey) merkezli olarak yürütülmelidir. Bireyler çevrenin isteklerine ve beklentilerine göre değil, kendilerini gerçekleştirme eğilimlerine göre eğitim almalıdır. Yani her birey ilgi, yeteneklerine göre ve özgür bir ortamda eğitim almalıdır. Her birey özgür olarak doğar. İnsan kendisiyle ilgili kararları yine kendisi alabilmelidir. Kişiye kendisiyle ilgili seçim yapma özgürlüğü (seçim teorisi) verilmeli. Her insanın doğuştan getirdiği bir özbeni vardır. Bu özben iyiye yöneliktir ve güzeldir. Her bireyin bir fenomenal alanı (kendine özgü, öznel ve farklı bir gerçeği) vardır. Birey dış dünyayı kendi fenomenal alanına göre algılar ve bireyin davranışlarını, onun öznel gerçeği tayin eder. İnsanın davranışlarını tayin eden en önemli gerçek, onun kendini algılayış biçimidir. İnsan davranışlarını değiştirmek için önce onun öznel gerçeğini değiştirmek gerekir. İnsanlardaki davranış bozuklukları, güvensizliğin veya engellenmenin sonucudur. Eğitim bireyin ruh sağlığını korumalı, kişisel gelişimini desteklemeli ve bireyin doğasına en uygun etkinlikleri yerine getirmelidir. Öğretmen-öğrenci, danışan-danışman ilişkilerinde koşulsuz kabul/saygı, saydamlık (içtenlik ve dürüstlük) ve empatik anlayış olmalıdır. Bireyin motivasyonunda içsel motivasyon, dışsal motivasyondan (para, yüksek not) daha etkilidir. 4.4. Hümanistik eğitim ve öğretmen: Karl Rogers’a göre eğitimde; geleneksel olarak vurgulanan zihinsel bilgi ve becerilerin yanı sıra kişiler arası değerler ve duygular gibi duyuşsal davranışların bir arada kazandırılması gerekir. Hümanist (İnsancıl) eğitim anlayışını benimsemiş bir öğretmen, insan ilişkilerinin temeline alınması gereken koşulsuz saygı, koşulsuz kabul, saydamlık (içtenlik, dürüstlük) ve empatik anlayış ilkelerinin sınıf koşullarında uygulanmasına önem verir. 3.5. Özsaygı: Bireyin ne olduğu (benlik imgesi) ile ne olmak istediği (ideal benlik) arasındaki farka ilişkin duygulardır. Özsaygı düzeyi ile akademik başarı arasında pozitif bir ilişki vardır. Özsaygı düştükçe başarı düşer, başarı düştükçe özsaygı düşer. Tersi de geçerlidir. Özsaygısı yüksek bireyler; sosyal ilişkilerinde ve okul çalışmalarında daha atak ve girişimcidir. Risk almaktan kaçınmazlar ve meraklıdırlar. Özsaygısı düşük bireyler ise; çekingen, utangaç ve içedönüktürler. Risk almaktan kaçınırlar ve duygularını açıkça ifade edemezler. Öğrencinin düşük özsaygı geliştirmesinin asıl sebebi, yaşadığı başarısızlıklardan çok, çevresinde bulunan ve onun için önemli olan kişilerin onun başarısızlığına verdiği olumsuz tepkilerdir. Bu olumsuz tepkiler, öğrencinin benlik tasarımının olumsuz olmasına sebep olur. Öğrencilerin özsaygıları, psikolojik danışma veya drama yoluyla yükseltilebilir. Bu tür etkinlikler psikolojik danışmanlar tarafından yerine getirilir. Ayrıca öğretmenler de öğrencileri ile olan ilişkileri yoluyla onların özsaygılarını geliştirebilirler. Hümanist yaklaşımının temsilcilerinden Rogers, öğretmenlerin öğrencileri olan ilişkilerinde “koşulsuz kabul/saygı, saydamlık (içtenlik, dürüstlük), empatik” bir anlayış sergilemeleri özsaygıyı yükseltici bir işlevi olduğunu belirtir. - Koşulsuz Saygı: Her insan; maddî durumu, fiziksel özellikleri, başarıları başarısızlıkları, davranışları ne olursa olsun, sadece insan olduğu için saygı gösterilmeye layıktır. Saygı, sadece öğretmen-öğrenci ilişkilerinin değil, insani ilişkilerin ve iyi iletişimin temelidir. - Koşulsuz Kabul: Karşımızdaki kişiyi olumlu ve olumsuz yanlarıyla kabul edebilmektir. Dini, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun tüm insanları olduğu gibi kabul etmektir. Bu da ön yargısız olmak demektir. - Saydamlık (İçtenlik, dürüstlük): Bireyin, o an yaşadığı duygu neyse bunu karşısındakiyle paylaşmasıdır. Öğretmen-öğrenci ilişkileri açısından ise öğretmenin gerçek duygularını yapmacıklıktan uzak, doğal ve dürüst bir biçimde ortaya koymasıdır. Öğretmen, kendinde olumsuz duygular uyandıranın öğrencinin kendisi olmaktan ziyade onun davranışı olduğunu unutmadan, öğrenciyi suçlamadan, öğrencinin özsaygısını zedelemeden duygularını ifade etmelidir. Saydamlık, “içi-dışı, özü-sözü bir olmaktır” sözüyle özetlenebilir. Mesela; öğretmenin “bu davranışınızda dolayı çok kırgınım” demesi saydamlıktır. - Empatik Anlayış: Empati; bir kişinin tarafsızlığını kaybetmeden, kendisini bir başkasının yerine koyarak, onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışması ve bunu karşıdakine ifade etmesidir. Her insan, dünyayı kendine özgü gerçeği ile algılar (fenomenal alan). Bu nedenle olayların, birey tarafından nasıl algılandığını bilmek onu anlama adına önemlidir. Buna göre, bir kişinin fenomenal alanından dünyaya bakmak, o kişiyle empati kurmak demektir. Empati, karşımızdaki kişiye “seni anlıyorum” mesajı vermektir. Mesela; sınava hazırlanan bir öğrenciye “Önünde önemli bir sınav olduğu için kaygılanıyorsun” demek empatidir. Empatik yaklaşımın dışında, sempati ve özdeşim kurma da iletişim de sıkça kullanılır. Sempati başka bir birey ile duygudaş olma, yandaş olma, ondan yana taraf olma anlamına gelir. Öğretmen veya danışman, sempati ile dinlediğinde kendi bakış açısını kaybederek karşısındaki gibi hisseder; onun duygu ve düşüncelerini yaşar ve aynısına sahip olarak paylaşır. Oysa empatide duygu ve düşünceleri yaşamak değil, anlamak vardır. Öğretmen veya danışman, karşısındakiyle özdeşim kurduğunda ise, kendi benlik sınırlarını kaldırarak kendini onunla bir ve aynı kabul eder. Onun kişilik özelliklerini ve davranışlarını içselleştirerek onun gibi davranır. Öğretmenlerin kişilik özelliklerinin (koşulsuz kabul/saygı, saydamlık, empatik) yanı sıra, öğretmenlerin öğrencileriyle olan iletişimlerindeki sözel ve sözel olmayan mesajları da öğrencilerin özsaygısı üzerinde etkilidir. Sözel mesajlar: Öğretmenler, öğrencilerine onlara değer verdiklerini gösteren, moral verici sözcükler kullanabildikleri gibi, onları küçük düşürücü, aşağılayıcı, alaycı, yargılayıcı sözcüklerde kullanabilirler. Özsaygı geliştirici dil: İletişim sürecinde karşısındakini aşağılamayan, onun kendisini değersiz hissetmesine yol açmayan ego bütünlüğünü ve özgüvenini zedelemeyen mesajlara dayalı iletişim şeklidir. Mesela; kilolu bir insana "şişkosun" demek yerine, "toplu görünüyorsun" ifadesini kullanmak özsaygı geliştirici ifadedir. Özsaygı zedeleyici dil: Özsaygı geliştirici dil’in tam tersidir. Yani bireyin özellikleriyle ilgili aşağılayıcı, incitici vb. ifadeler kullanmaktır. Mesela; çok tembelsin, şişkosun, baş belalısın demek gibi. Özsaygı zedeleyici dil Özsaygı geliştirici dil Çok tembelsin Çalışmayı pek sevmiyorsun Şişkosun Toplu görünüyorsun Baş belalısın Zor birisin Sözel olmayan mesajlar: Öğretmen öğrencilere, yüz ve beden ifadeleri, jest ve mimikler, göz teması, baş hareketleri, giyim kuşam, bedensel temas gibi yollarla çeşitli mesajlar verir. Öğretmenin sözel mesajlarıyla sözel olmayan mesajları tutarlı olmalıdır. 3.6. İletişim ve İletişim Becerileri İletişim; bireyler arasında bilgi, düşünce ve duyguların karşılıklı olarak iletilmesini sağlayan bir etkileşim sürecidir. Bireylerin birbirleriyle sağlıklı iletişim kurabilmeleri için etkin dinleme, edilgin dinleme ve iletişimde “ben dili” kullanma önemlidir. Etkin Dinleme: Bir kimsenin ilettiği sözlü mesajların arkasındaki sözel olmayan mesajları da doğru olarak anlayabilmesi ve ona anlaşıldığını ifade eden tepkiler vermesidir. Etkin dinleme, dünyaya karşısındakinin gözleriyle bakmayı ve ona anlaşıldığını ifade etmeyi gerektirir. Yani etkin dinlemenin temelinde empati vardır. Edilgin (pasif) dinleme: Dinleyici söylenen her şeyi sessizce dinler, konuşmaya herhangi bir katkı sunmaz, eleştiri ve yorum getirmez, sadece dinler. Fakat edilgin dinlemede konuşmacıda dinlenmiyormuş izleniminin yaratılması adına onay tepkilerinin de (baş sallama, evet, jest ve mimiklerle vb.) verilmesi gerekmektedir. Ben dili: Bireyin karşılaştığı davranış ve durum karşısında bireysel tepkisini, kendi duygu ve düşüncelerini karşı tarafı tehdit etmeden, suçlamadan, eleştirmeden ifade etmesidir. Ben dili karşı tarafı savunmaya itmez ve karşı tarafta suçluluk da hissettirmez. Yakınlaşmayı sağlar. Kişiler arasındaki anlaşmazlıkları azaltır ve bireydeki özsaygıyı geliştirir. Sen dili: Bireyin karşılaştığı davranış ve durum karşısında bireysel tepkisini, kendi duygu ve düşüncelerini karşı tarafı tehdit edici, suçlayıcı, eleştirici, emir verici bir şekilde ifade etmesidir. Sen dili, suçlama içerir ve diğer kişi doğal olarak kendini savunmaya çalışır. Dolayısıyla sonuç anlaşamama, anlaşılamama, tartışma, kavgaya kadar gidebilir. Sen dili, bireydeki özsaygıyı zayıflatır. Yeniden konuşma isteğini engelleyicidir. Kişiyi incitir, kırar. Kişinin direnmesine, yani savunucu iletişime neden olur. İletişim engelleyici ifadeler Emir vermek, hükmetmek (2011 STS: Söz veriyorum kalemini bulacağım, şimdilik sus istersen) Yargılamak, eleştirmek, suçlamak (Ne zaman verdiğin sözde durdun ki) Ahlak dersi vermek (2006 KPSS: Sorumluluklarını yerine getirmen gerektiğini biliyor musun?) Uyarmak, tehdit etmek ve gözdağı vermek (2006 KPSS: Ödevini bir an önce bitirmezsen kötü olur) Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek (2011 STS: Kalemini aradığında bulmak istiyorsan kutusuna koymalısın) Teselli etmek (2011 STS: Benim kızım akıllıdır, kalemi kayboldu diye ağlamaz) Güven vermek, desteklemek, avutmak (Korkmana gerek yok, başaracaksın. Bunların hepsi geçecek) Ad takmak, alay etmek (2006 KPSS: Bu dersi başarman için bir fırın ekmek yemen lazım) Tanı ve teşhis koymak (yorumlamak ve analiz etmek) (Ben senin neden böyle davrandığını çok iyi biliyorum) Öğretmek, nutuk çekmek (Şimdiki gençlerin bunu anlaması mümkün değil) Soru sormak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak (Ders çalıştın mı? , Ne yaptın akşam evde?) Sözünden dönmek, oyalamak Şakacı davranmak, konuyu saptırmak (Sizin gibi gençleri okullarda görmek isteriz) Övmek, aynı düşüncede olmak (Neden beğenmedin, resmin güzel olmuş) 3.7. Çatışma Çözümü Çatışma, bir veya daha fazla kişinin herhangi bir konu üzerinde anlaşamaması üzerine çıkan bir durumdur. Çatışmaların çoğu insanlar arasındaki iletişim sorunlarından kaynaklanmaktadır. Sağlıklı bir iletişim için özellikle etkin dinleme, empatik anlayış ve ben dili gereklidir. Çatışmayla başa çıkabilmede ve başarılı bir şekilde çatışmaları çözebilmede temel iletişim becerilerinin kazanılmış olması gerekmektedir. Çatışma çözme programlarının içinde son yıllarda “akran arabuluculuğu” eğitimine de yer verilmektedir. Akran arabuluculuğu; çatışma yaşayan kişi ya da grupların sorunu aşmak için tarafsız üçüncü kişi yardımı ile sorunun çözümüne ilişkin ortaya konan bir iletişim sürecidir. Johnson ve Johnson, kişilerarası bir çatışma veya sorun karşısında insanların beş farklı çözüm stratejisinden birini izleyebileceklerini belirtilmiştir. Her biri hayvanla simgelenmiştir, hangisinin kullanılacağı ise amaç ve ilişki faktörüne bağlamıştır. Amaç faktörü; çatışmaya yol açan amaç, birey açısından ne ölçüde önem taşımaktadır? Kişi faktörü; çatışmaya girdiği kişi ile olan ilişkileri ne ölçüde önemlidir? Çatışma Çözme Stratejileri Kaplumbağa (Geri Çekilme): Amaç (-) / İlişki (-) Eğer amaçlar ve başkalarıyla ilişkilerimizi de korumak çok önemli değilse bu strateji uygulanır. Çatışmadan kaçınmak için geri çekilirler. Çatışma yaratan sorunlardan ve çatışma kişilerden kaçınırlar. Çatışmanın boş bir çaba olduğuna inanırlar. İsteklerinden ve ilişkilerinden vazgeçmedir. Çatışmanın üzerine gitmez, çatışmayı geçiştirir, erteler ya da geri çekilir. Sloganı: Ben yokum sende yoksun. Köpek Balığı (Zorlama): Amaç (+) / İlişki (-) Eğer amaçlar çok önemli, ilişkiler önemsizse bu strateji uygulanır. Köpek balıkları kendi çözüm önerilerini kabul etmesi için, çatıştığı kişiyi zorlar veya ona karşı güç kullanmayı dener. Bu kişiler, ne pahasına olursa olsun amaçlarına ulaşmayı isterler. Başkalarının ihtiyaçlarıyla ilgilenmez. Başkalarının kendisini sevmesi/kabul etmesi onlar için önemli değildir. Çatışmayı, bir kişinin kazanması, diğer kişinin kaybetmesi olarak görürler. Kazanmak hedefi ile ilişkilerini feda edebilir. Sloganı: Ben varım sen yoksun. Tilki (Uzlaşma): Amaç (+) / İlişki (+) Eğer amaçlar ve ilişkiler normal (orta) düzeyde önemliyse bu strateji uygulanır. Tilkiler uzlaşma ararlar. Kendi amaçlarının bir kısmından vazgeçerler ve çatıştıkları kişiyi de amaçlarının bir kısmından vazgeçmeye ikna ederler. Her iki tarafın da bir şeyler kazanacağı bir çözüm yolu ararlar. Böyle bir çözüm bulmak için kendi amaçlarından bir parça fedakârlık yapmaya razı olurlar. İlişkiyi ve isteği dengeleyerek ortak bir nokta da buluşmaya çalışırlar. Sloganı: Ben varım sende varsın. Ayıcık (Alttan Alma, Uyma): Amaç (-) / İlişki (+) Eğer ilişkiler çok önemli, amaçlar önemli değilse bu strateji uygulanır. İlişkilerini devam ettirebilmek için yatıştırma, alttan alma ve karşı tarafa uyma davranışlarını benimserler. Başkaları tarafından kabul edilmeyi ve sevilmeyi isterler. Bu yüzden ilişkilerin bozulmaması için çatışmayı yatıştırmaya çalışırlar. İlişkilerini sürdürmesi için kendi amaçlarından vazgeçerler ve karşı tarafın isteklerine izin verirler. Sloganı: Ben yokum sen varsın. Baykuş (Yüzleşme, İşbirliği): Amaç (+) / İlişki (+) Eğer amaçlar da ilişkilerde çok önemliyse bu strateji uygulanır. Kaplumbağa stratejisinin tam zıddıdır. Çatışmaları, çözülmesi gereken sorunlar olarak görürler ve hem kendilerinin hem de diğer kişinin amaçlarına ulaşabileceği yani tatmin edecek bir çözüm ararlar. Sloganı: Ben varım sende varsın. Uyarı: Çatışma çözme stratejileri arasında sadece baykuş stratejisi (yüzleşme ve işbirliği) ile her iki tarafın da kazançlı çıkacağı çözümler bulunabilir. Diğer stratejiler kullanıldığında taraflardan en azından biri kaybeder, diğeri kazanır ya da her ikisi de kaybeder. Kendini Tanıma Penceresi (Johari Penceresi) Modeli Model, örgütlerde üyeler arası iletişim düzeyini ölçmek amacıyla geliştirilmiştir. Bu modelde 4 pencere vardır ve her bir pencere bireylerin davranış, duygu, ihtiyaç ve tercihlerine işaret etmektedir. Kişinin hangi pencerede duracağı diğerleriyle kuracağı iletişimi etkilemektedir. Açık (arena) penceresi: İlişkiler açısından pencerenin en avantajlı bölgesidir. Çünkü bu bölge, birey hakkında hem kendisinin, hem de başkalarının bildiği şeyleri ifade eder. Bireyin düşüncelerinin, duygularının hem kendisince hem de başkalarınca bilindiği penceredir. Karanlık (Bilinmeyen) pencere: İlişkilere yansımayan bir bölgedir. Ne birey ne de başkaları kişiyi niteleyebilmektedir. Şartlar yerine geldiğinde ortaya çıkacak ferdi özellikleri içerir. Yarı açık (Kör) pencere: Bireyin kendisi hakkında bilmediği, başkalarının bildiği hususları kapsar. Ağzının koktuğundan haberi olmayan bir insanın bu durumu başkaları tarafından bilinebilir. Yarı karanlık (Gizli, saklı) pencere: Sadece ferdin bildiği, başkalarının bilmediği bilgiler bulunur. Ferdin kendisine ait sırlar bölgesidir. Pencereler arası ilişkileri düzenleyen değişim araçları Açılım: İnsanın iç dünyasını diğerlerine açıklama sürecidir. Geri Bildirim: Kişinin çevresindeki insanların, düşüncelerini, duygularını ve onlardaki bilgiyi öğrenme sürecidir. Kişiler arası anlamlı bir iletişim, ancak kişilerin AÇIK (arena) olan bölümlerinin büyüklüğüyle mümkün olabilir. Açık bölge, açılım ve geri bildirimin yoğun kullanımı ile genişletilebilir. Bir insanın AÇIK bölümü ne ölçüde büyükse o ölçüde daha zengin iletişim olanaklarına sahiptir. 3.8. Saldırganlık ve Şiddet Akran zorbalığı: Tahrik edilmeden bir veya daha fazla öğrencinin kendilerinden daha güçsüz öğrencileri (kurban) kasıtlı ve sürekli olarak rahatsız ettiği ve kurbanın kendisini koruyamayacak durumda olduğu bir istismar türüdür. Akran zorbalığında yapılan olumsuz davranışlar genellikle; fiziksel zorbalık (itmek, vurmak) sözel zorbalık (korkutmak, hakaret etmek, utandırmak, lakap takmak), dolaylı zorbalık (dedikodu yapmak, gruptan dışlamak, görmezlikten gelmek) gibi davranışlardır. Siber zorbalık: Diğer kişilere zarar vermek amacıyla, bir kişi veya grup tarafından, elektronik posta (e-mail), cep telefonu, kısa mesaj servisi, karalayıcı web siteleri gibi bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımını içeren; kasıtlı ve sürekli olarak düşmanca davranışlar sergilemedir. Yani akran tacizinin elektronik bir formudur. Akran baskısı: Kişinin kendi isteğinden bağımsız olarak, bir şekilde davranması için zorlanmasıdır. Mesela; markalı giyinme, çete üyeliği, kötü madde kullanımı, okuldan kaçma gibi. Akran baskısı özellikle ergenlerin arkadaşları tarafından kabul edilme ve onaylanma gereksinimlerinden (dışlanma korkusundan) doğar. Ayrıca akran baskısına uğrayan çoğu ergende ciddi özgüven eksikliği vardır. Bu gibi sorunları azaltmak için atılganlık becerileri geliştirme çalışmaları yapılabilir. Atılganlık eğitimi: Başkalarının haklarını küçük görmeden ve zedelemeden kişinin kendi haklarını korumasıdır. Atılganlık, çekingenlik ile saldırganlık tam ortasındadır. Atılgan birey; kendinden emin ve dik durur. Konuştuğu kişiden fazla uzak durmaz, konuşması akıcıdır, ses tonu normaldir ve karşısındakiyle göz teması kurar. Benlik saygısı düşük, çekingen, saldırgan olan bireylere atılganlık eğitimi verilir.



Süper KPSS Notlarını alanların yorumları
Yorumlar
Kitaplarım sadece 1 günde elime ulaştı , her şeyiyle mükemmel. Emeği geçen herkese teşekür ederim.
TUĞÇE TOKAT
04.10.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
300 400 sayfalık kitabı ve konuları 53 sayfaya sığdırdığınız için emeği geçen herkesden Allah razı olsun çok teşekkür ederim ve gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ederim 😊😊
Ercan Arvas
02.10.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bi günde geldi ve kitap çok güzel ben hayatımda bukadar hızlı bukadar etkileyici ve kocamann bi kitap görmemiştim insanın çalışası geliyor kitaba baktıkca inşallah faydasını görürüm sınava bir ay kala emeği geçen herkese teşekkür ederim emeğinize sağlık
Şeyda
07.09.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Site güvenilirliği, kitapların muhteşemliği, konu anlatımı... Her şeyiyle mükemmel. Almak isteyenler tereddüt etmesinler. Emeği geçen herkese teşekkürler
Berra
16.08.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Emeği geçen herkesin ellerine sağlık çok çok teşekkür ederiz bize böyle güzel bir kaynak hazırladıkları için iyi akşamlar, iyi çalışmalar.
DUYGU D.
19.07.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çarşaf boy kpss gkgy kitabinizi aldim cok memnunum gercekten.gecmis senelerin guncel bilgileri de cok iyi hir sekilde verilmis.2018 güncellerinin son halini siteden indirebiliceğim yazıyor ancak bi problem var sanırım indiremiyorum.Neden böyle? Yardimci olur musunuz.
Esra seyhan
15.07.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kitap özetleri çok güzel emeğinize ve elinize sağlık gerçi yeni çalişmaya başladım ama inşallah yetiştiririm
Sevda
11.07.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Arada pratik tüyolar filan da var çok beğendim. Öz anlatılmış her şey.
Ali Can
25.06.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çarşaf boy genel kültür notları ve Türkçe notlarini sipariş vermiştim.Bugun kargom geldi içinde fazladan genel kültür yaprak testi görünce şaşırdım üzerinde hediyemizdir başarılar notunu görünce çok mutlu oldum çok incesiniz notlar çok güzel çalıştıkça daha iyi anlarım ve yorumlarimi yazarim insaallah teşekkür ederim.
Adalet
03.05.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
2 önce sipariş verdim bugün elime ulaştı tam istediğim gibi bir kitap Allah razı olsun cok mutlu ettiniz beni hediyeniz icin de ayrıca teşekkür ediyorum 🤗
Nurgül
26.04.2018
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sonuçlar 1-10 (of 100)
Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10« Önceki · Sonraki »

 

Etiketler: KPSS Rehberlik - Sözlük- 5335